Fena Postlarım

15 Kasım 2009 | | 3 yorum var

Amma yoruldum be.. Sonunda bitti midtermler (gerçi daha cs100 diye bilgisayar kullanımına dair garip bir dersimizin midtermü olacak ama nasıl olacağı hakkında pek fikrim yok.) Stüdyo ve çizim derslerinin ödevleri yeterince yorarken birde sınavlar çıkınca iyice yorucu olmaya başlamıştı. Dün iki sınavla beraber kapanışı kendi çapımızda yaptık.

Yakında çok fena postlarım olacak. Bizden ayrılmayın.

Tıklayın resme çekinmeyin.

Metrodaki kırmızılı nevrotik kadın!

13 Kasım 2009 | | 1 yorum var

Geçen gün okula gidiyorum saat yaklaşık sekiz. Metroya bindik tıngır mıngır takur tukur(metro efekti verememek) gidiyoruz, bi kadın bindi metroya. Böyle saç baş düzgün elinde ne olduğunu anlayamadığım bi paket, kırmızı bi ceket böyle uzun, sonra siyah topukluları vardı.(yanlış anlaşılmasın kadının orasına burasına bakmadım bi bakışta çıkartabiliyorum giysileri ayrıntıları filan, inanmadınız biliyorum ama öyle). Bir durak geçtikten sonra anladım ki(camdan insanları gözlemlemek) kadınımız hafifçe manyak. Ya ne bileyim öyle hemen tanım koymak istemem ama bi değişikti tavırları filan. Neden mi, o halde gözlemlerimi sıralayayım(bu ne gaz lan?):
-Sanırım iki ayak üstünde durmakta zorlanıyodu. İki ayağını sabitlediği bi an hatırlamıyorum.
-Takribi 3 saniyelik periyotlarla saçı, devamını, tokayı ve yine saçın devamını kontrol etmek ki diyecekseniz genel bayan davranışıdır, HAYIR! Bu döngü 3 saniyede tamamlanıyodu zaten.
-Elindeki paketi bi yere indirmek bi tekrar elinde tutmak, ama diyeceksiniz yoruluyo HAYIR! Dikkat ettim her durak arası 2 kere tekrarlıyodu.
-Etrafı benim gibi usturupluca camdan yansımaya bakarak değil doğrudan göz teması kurarak incelemek. Diyecekseniz bu da normal, HAYIR! Camdan takip edebildiğim sürece insanların ayakkabılarından başlayarak yukarı çıka çıka tüm giysilerine dikkat ediyodu.
-Ve en son olarak, metrodaki kırmızılı nevrotik kadın, affınıza sığınarak yazıyorum, o kötü makyaj. Böyle aylaynır kaçmış, bi gözde rimel zıbarmış ötekine sürmemiş, fondöten homojen dağılmamış surata, ruju da asimetrik sürmüş... Diyeceksiniz ki makyaj yapmayı bilmiyo, HAYIR! Lütfen... Gerçekten doğal olmayan bişeyler vardı o makyajda.


Bu da böyle metrodaki gözlemimdi. Canım sıkılmıştı evet.

olayların vuku bulması

11 Kasım 2009 | | 5 yorum var

Üste de anlamlı gibi görünen fotoğraf koyayım da ona göre okuyun. Ehem öhöm.
İstanbul'a bulunduğum iki ay boyunca İzmir'i hayvan gibi özleme aktivitem dışında birsürü (ayrı mı yazılır bu ki? neyse, fak it.) şey oldu tabi. Bunların hepsini toplayıp yazmayı planlıyordum. Ahanda yazıyorum. Madde madde yazıyrum kolay anlaşılsın. Yok birsürü (bak yine) anlaşılması zor fizik deneyi yaptım ondan. Hiyır it iz:
-Eve yerleştim. Evde buzdolabım yok hala. Günlük alış-veriş ediyorum. Üşengeç herifler olduğumuzdan almaya bile üşendik. Televizyon var 37 ekran. Ayağımı yerden kesiyor mu, kesiyor.Haa apartmandakiler sevdi bizi. Ayrıca Mehmetalierbil'e benzeyen yöneticimiz var. Geçen aidat istedi. 'Bi yardımcı ol memedalibey' diyecektim. Diyemedim.
-Okula da alışıldı sayılır. Default olarak ben de bazı tipleri gıcık olarak bellesem de. iyi hoş. hoşaf gibi. Her gün yarım saat yürüyorum okula o ayrı.
-Bi kaç mekan belirlendi arada oralara gidiliyor. bişeyler içilip dönülüyor.
-Hayvan gibi film arşivi olan arkadaş bulundu. Yararlanılıyor.
-Her gün Daniel Merriweather dinleniliyor. Nedense.
-Şöyle de bi çıkarım yaptım: Olm burası da şehir lan en nihayetinde. Tamam yani, Her şey burada, ulaşılabilirlik fazla, 'olm bu ne kılık? ee burası İstanbul anne', falan ama, Misal ben yarışmaya İzmir'den katıldığım için buraya geldiğim zaman, İzmir'de yaptıklarım neyse, burada da onları yapıyorum. Yani bi değişiklik yok benim için. Sadece mekan farklı. Yani, İzmir daha güzel lan! Oh be.

Genel olarak bu. O yukarıdaki çıkarımımda umarım bazı şeyler değişir. Buraya geldim bari bi işe yarasın.
Yeni de kategori yaptım. Heili olsun. Öptüm sizi gofikler.

!

10 Kasım 2009 | | 0 yorum var

Çok sinirliyim. Bi şekilde agresifim. Sinirli olmadığım zamanlar gerginim. İkisi farklı bak. Gerginsen sürekli dolaşırsın, etrafta bişeyleri halletmeye uğraşırsın. Sinirliysen system failure. Otur mal mal bekle ki gevşe. Kahve koy olmaz, kitap oku olmaz. Bi aktivite de gidermez sinirini. Bekle ki geçsin. Geçmez. Daha da sinirlenirsin. Otursan oturamazsın sinirlisin zira. Bi de elinden bir şey gelmiyosa daha da beter. Bekle ki bişeyler olsun. Olmaz. Daha da sinir. Peki sinirli miyim? An itibariyle sadece gerginim.
Ödevler tamam. Tamam. İnsan ilişkileri. Nispeten tamam. Ama sinirliyim. Agresif miyim peki? Çoğu zaman. Sürekli bi can yakasım var.
OCD nefret ediyorum lan senden?!
Nalakaysa.
Sinirliyim! Artık gergin değil, sinirliyim!
Ayrıca helblaster geldi astarı atıldı öyle yatıyo. Sinirden birleştirmedim.
Evet.

Not: Uygun tag ararken daha da sinirlendim.

Kendimizi Sevelim

08 Kasım 2009 | | 2 yorum var


Uzun olmak ne güzel şey.. İnsan kendisiyle barışık olmalı diyorum.


Not: Her gün abuk subuk yeni şeyler öğreneyim, güzel ve sade çizimler aracılığıyla da olsun ki aklımda kalsın diyenlerin adresi : learnsomethingeveryday

tırstım lan

05 Kasım 2009 | | 0 yorum var



paranormal activity

Eşantiyon

23 Ekim 2009 | | 1 yorum var

Bugün yine bilgisayar dersi erken bitmişti. Arkadaşlarla ne yapsak nereye otursak diye dolanırken ismini vermek istemediğim bir uçak firmasının kantinin yanına uçak simülasyonu için araç gereçler kurduğunu gördük. Hafif Flight Simulator tadında ama uçak levyesi (adam levye diyordu) vitesi ve dört ekranıyla beraber güzel bir koltuğu vardı. Ben baştan sığmam ben ona siz binin demiştim arkadaşlarıma. Onlarda teker teker uçağı Atatürk Hava Limanı'ndan Sabiha Gökçen Havaalanı'na uçurdular. Biri kaldırırken uçağın kuyruğunu sürttü. Diğeri (ki kendisinin babası pilot) uçağı Marmara Denizi'ne daldırdı sonra doksan derece havaya çıkardı falan.. Pekte sıra olmadığından sonra sıra bana geldi. Çeşitli bahanelerim oldu ama tutmadı hiçbiri. Sonuçta bende oturdum. Pek güzel kaldırdım uçağı ve titretmeden düzgün düzgün uçurdum. İnerken biraz pisti kaçırıp çimene indim ama son olarak tamda park yerinde (kısayol kullandım ne güzel işte) durdum.

Sonra güle oynaya kalktık simülatörden uçağı kaldırıp indirdiğimiz için türlü eşantiyonlar (kağıt kutusudur, kalemdir, t shirttür) verdiler. Sevindim tabi.. Sonuçta bunlar edindiğim ilk eşantiyonlardı. Hem uçak uçurmuştum hem de eşantiyon kapmıştım.

Tabi t shirt biraz küçük geliyor ama olsun.

Helblaster!

22 Ekim 2009 | | 1 yorum var

Sevgilim blog okuru,
29 Ekim tarihi veya takip eden 2-3 gün içinde metal bir helblaster volley gun minyatürüm olacak.
Çok bahtiyarım.

Grup

13 Ekim 2009 | | 2 yorum var



Bir aralar ne güzel grubumuz vardı. Tutmadı.

Kvlt

10 Ekim 2009 | | 1 yorum var


Ayı ist kreig!